1
1
1
1
Bushcraft101
Bushcraft101
Tris (1200 × 400 piksel)
Tris (1200 × 400 piksel)
Avantur Yolda
Avantur Yolda
albatros
albatros
previous arrow
next arrow

Tüm Kitaplarda %30 İndirim

200 TL VE ÜZERİ ALIŞVERİŞİNİZDE KARGO BEDAVA!


Banliyö Kıraathanesi – Murat Yaykın

Feşmekan, Çıyan, Kerkenez, Boncuk ve Kara… “Banliyö Kıraathanesi” tıpkı birçok müdavimi gibi onların da evi. Altmış küsur yıllık mekân, İstanbul’un “dönüşümü”ne meydan okur gibi, kendi hikâyesini bildiği bir dilden anlatıyor…

Karanlık adamlar gölgesinde geçmişin ağır yaşantısıyla hesaplaşma ve hatta beklediği kutudan çıkarılan intikam! 

Bir “kıraathane”, müdavimlerinin zenginliğiyle titreyen rayların ritminde konuşuyor; İstanbul mu dönüşen sadece? 1980 ve sonrası sadece bir tarih midir kitapların içinde? Aşk, adını duyunca bildiğimizi sandığımız bir masal mıdır?

Kıraathaneden koca bir “Merhaba.” 

VAROLUŞ YOLCULUĞU İdealleştirilmiş Benlik İmgesi – Handan Atacık

Yaşama sağlıklı bir gelişim potansiyeliyle başlasak da, doğduğumuz andan itibaren her birimize ailemiz ve çevremiz tarafından inançlar yüklenir. Nasıl davranmamız, neye inanıp neye inanmamamız gerektiği söylenir. Bu durum kalıp düşüncelerimizin yani “patern”lerimizin oluşmasına yol açar. Bu da kişiliğimizi, ilişkilerimizi, duygularımızı ve en önemlisi hayatımızı belirlemeye başlar.

Duygusal ihtiyaçlarımız nedeniyle oluşturduğumuz paternler, kendi gerçek özümüze yabancılaşmamıza neden olur. Kendimize yabancılaştığımız için, bu çelişkiyi ancak idealleştirilmiş bir benlik imgesi oluşturarak çözdüğümüzü zannederiz. Kendimizi tamamen illüzyon olan bu imgeyle özdeşleştiririz. Bu illüzyon nedeniyle özümüzdeki koşulsuz sevginin sonsuz kaynağını göremez, kendimizi sevgisizliğe mahkûm ederiz.

Peki; nesilden nesile aktarılan bu paradigmadan nasıl kurtulacağız?

Tüm sorularınızın cevabını bu kitabın içinde bulacaksınız… Kendinizi tanımak ve yeniden yaratmak için ilk adımı sayfaları çevirerek atabilirsiniz.

Albatros’un Uçuşu Bodrum’un küçük İskender’i – Nurgül Ulu

“Bu hikâyede sürpriz son yok!”
Nasıl bittiği herkesçe biliniyor. Bilinmeyen, bu öyküyü nasıl yaşadığımızdır.

Bu kitabın konusu küçük İskender tarafından bir roman kurgusu olarak hastalığından önce belirlenmişti ve kısa bir süre sonra İskender, içinde ölüm olan bu hikâyeye kendini ana karakter olarak dahil etti:

‘Artık yazmamak için hiçbir mazeretin yok! Kitabının ana karakteri benim. Bu da benim sana vasiyetimdir. Bu kitap yazılacak!’

Her şey yaşandı. / Kurgu; / Gerçeğe, / Hayata, / Zamana ait!

Ben, sadece ona verdiğim sözü tuttum. Vasiyetini yerine getirdim.”

Nurgül Ulu, küçük İskender ile Bodrum’da başlayıp gelişen dostluğunu, İskender’in hastalığının teşhisinden ölümüne kadar geçen zamanı, iki şairin kendi aralarında “yağmurca” olarak adlandırdıkları lisandan süzerek anlatıyor.

Samimi, güçlü ve gerçek bir hikâye, bir vasiyet kitabı.